Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Sayın Büyükelçimizin Yeni Şafak Gazetesine Verdiği Röportaj , 15.07.2013

- Dışişleri gibi zor bir alanda çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Üniversite yıllarında aldığım zor bir karardı gerçekten. Zira babam tüccardı ve ailemizde hiç memuriyet yapan olmamıştı.  Ben Ankara Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler  bölümü mezunuyum. Üç sınıf arkadaşımla birlikte, 90’lı yılların başında disiplinli bir çalışmayla ve yabancı dilimizi geliştirerek Dışişlerine girebileceğimizi düşündük, gerçekten çok çalıştık ve sonunda farklı dönemlerde üçümüz de Dışişlerine girme başarısını gösterdik. Tabii ailemizin, hocalarımızın ve çevremizdeki yakın dostların desteklerini asla unutamam.

- Şu ana kadar meslekte herhangi bir zorluk yaşadınız mı?

Biz meslek memuruyuz. Şüphesiz her mesleğin olduğu gibi Dışişleri mesleğinin de zorlukları var. Ama Dışişleri gerçekten başlı başına bir okuldur. İçeriye girdiğinizde sizi değişik sınamalar bekler ve başarılı olmak için  bunları aşmak zorundasınızdır. Ben bu zorlukları aşmada birkaç şeye dikkat ettim: Birincisi, sorunlar karşısında  sabırlı davrandım. İkincisi  mesleki performansımı hep bir üst düzeye çıkarma gayretinde oldum. Bakanlığa girerken İngilizceye hakimdim.  Almanya’da görevliyken  iki yıl Almanca kursuna gittim. Şimdilerde de bir süredir Rusça dersleri alıyorum. Son olarak da, diplomaside büyük önem taşıyan insan ilişkilerine ve bu ilişkilerde samimiyete önem verdim. Tabii bu sorunuzu yanıtlarken önemli bir ayrıntıyı atlamamam lazım: Dışişlerine girmeden bir hafta önce evlenmiştim ve 22 yıldır şüphesiz en büyük destekçim her zaman eşim olmuştur. Bence bizler kadar çocuklarımız da bizimle birlikte bu zorlukları yaşıyorlar. Her şeye rağmen iki çocuğumuzu büyüttük, birisi şu anda üniversiteye, diğeri de liseye gidiyor.

- Nerelerde, hangi görevlerde çalıştınız?

Şu anda Büyükelçi sıfatıyla Ata toprağı Moğolistan’da görev yapıyorum. Bundan önce  değişik mesleki unvanlar altında Etyopya, Almanya, Makedonya, Kosova ve  Yunanistan-Batı Trakya’da görev yaptım. Tabii bizler merkezde de belirli aralıklarla görev yapmak zorundayız.

- Özellikle Batı Trakya halkıyla diyaloğunuzu birçok kimse takdir ve gıptayla karşıladı. O günlerinizden bahseder misiniz?

Batı Trakya’da 2008-2012 yıllarında dolu dolu bir dört yıl geçirdim. Benim Drama göçmeni bir ailenin çocuğu olmam herhalde Batı Trakya Türk Azınlığı ile iyi bir dalga boyu yakalamamı sağladı diye düşünüyorum. Soydaşlarımızın bizlere gösterdiği yakınlığı ve kadirşinaslığı her zaman anarım. Buradaki görevim sırasında ülkemize yerleşmiş Batı Trakya Türkleri ve onların sivil toplum kuruluşları ile  çok verimli bir işbirliği yaptık. Bu arada tabii ki oradaki Yunan bölge yönetimi ve toplumu ile de yakın diyalog tesis ettik. Bu arada eşim Esin Hanım da elinden geldiğince Batı Trakyalı hanımlarla ilgilendi, değişik projeleri hayata geçirdi. Özellikle onun öncülüğünde düzenlenen kermesler geniş katılımlı bir şölen havasına dönüşüyordu.

- Kudüs sizin için ne anlam ifade ediyor?

Bildiğiniz gibi, Türkiye’nin Orta Doğu bölgesiyle yüzyıllar öncesine dayanan çok köklü tarihi ve kültürel bağları vardır. Halktan halka uzanan çok kuvvetli dostluk köprüleri kurulmuştur. Kudüs’te, kutsal topraklarda  görev yapmak bir Türk diplomat için gerçekten büyük bir onurdur.