Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi Murat Karagöz'ün Köktürk Harfli Yazıtların Çözümlenmesinin 120. Yılı Ve Geçmişten Günümüze Türk Dili Haftası'nın Açılışında Yaptığı Konuşma , 11.12.2013

 

(Ulanbator, 10 Aralık 2013)

 

Sayın Rektör,

Moğolistan Milli Üniversitesi’nin Değerli Öğretim Üyeleri,

Sevgili Öğrenciler,

Türkçe’ye Gönül Veren Değerli Konuklar,

 

“Köktürk Harfli Yazıtların Çözümlenmesinin 120. Yıldönümü ve Geçmişten Günümüze Türk Dili Haftası” etkinliklerine hoş geldiniz.

Sözlerimin başında, kısa süre içinde kısıtlı imkânlarla böyle kapsamlı bir programı hazırlayan Moğolistan Milli Üniversitesi Yabancı Diller ve Kültür Fakültesi Türkoloji Bölümü’nün Başkanı Sayın Battulga ve okutman Sayın Fatma Albayrak’a ve emeklerini ortaya koyan Bölüm öğrencilerine çok teşekkür ediyorum.

Türklüğün köklerinin yer aldığı bu topraklarda Türkiye Cumhuriyeti’nin Ulanbator Büyükelçiliği olarak böyle anlamlı bir etkinliğe destek vermekten memnuniyet ve gurur duyuyorum.

Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen tarafından çözümlendiği 1893 yılından bu yana Köktürk Yazıtları, Orta Asya ve mücavir bölgenin tarihinin yeniden biçimlendirilmesinde eşsiz bir rol oynamıştır. 

Hepimizin bildiği üzere, “Türk” adı ilk olarak Orhun Yazıtları’nda geçmektedir. Göktürk Devleti’nden günümüze ulaşan ve üç büyük yazıtla meşhur olan Orhun Yazıtları içerik, dil ve üslup yönüyle runik harfli diğer tüm yazıtlardan farklılık arzetmektedir. Son 20 yıl içinde bu konuda kaleme alınan makale ve kitaplara dair bibliyografya başlı başına bir kitaptır.

Elimize geçtiği kadarıyla eski Türk yazıtları Türkçe’nin daha o çağda gelişmiş bir dil değeri kazandığını göstermektedir. Bu düzeye gelmek için dilimizin uzun bir gelişme gösterdiği açıktır.

Araştırmalar bugün yeryüzünde 3000 civarında dilin konuşulduğunu ortaya koymaktadır. Alman asıllı Rus Türkolog Radloff ise, dünya dilleri arasında Türk dili kadar geniş bir alana yayılmış başka bir dil olmadığını söylemiştir. Ve yine bazı Avrupalı bilim adamları, Türk dilinin çağdaş kolları arasındaki yakınlık üzerinde dururken, Balkan yarımadasından yola çıkan bir gezginin Türkçe bilgisine dayanarak Orta Asya’da kolaylıkla dolaşabileceğini vurgulamışlardır.

 

Değerli Konuklar,

Türkçe ve Moğolca Ural-Altay dil ailesine dahil olup, bu ailenin “Altay dilleri” grubu içinde yer almaktadır. Esasen İstanbul’dan 7700 kilometre uzaklıktaki Ulanbator’da bugün bu konuları konuşuyor olmamız ve Size Türkçe hitap ediyor olmam bu yakınlığın en güzel örneğidir.

Moğolistan’da henüz 25 gündür bulunuyorum. Görevime başladığımın haftasında mesai arkadaşlarımla Hoşu Saydam’a giderek Bilge Kağan ve Kültigin Yazıtları’nı, geçen hafta da Nalayh bölgesini ziyaretle Bilge Tonyukuk Yazıtları’nı inceleme fırsatını buldum. Her iki mekânda da, Türkçe konuşan halkların 1300 yıllık bir tarih yolculuğunda Moğolistan’dan güzel Türkçemizin konuşulduğu İstanbul’a gelinceye kadar neler yaşamış olabileceklerini düşündüm.

Ben, bu vesileyle sadece Türklerin ve Moğolların değil aynı zamanda insanlığın ortak mirası olan bu değerli eserlere sahip çıkarak, Orhun Vadisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almasını sağlayan Moğol Hükümetine şükranlarımı sunuyorum. Türkiye’nin başta TİKA olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarıyla bu gayretlerinde Moğol Hükümetine destek vereceğini hatırlatmak istiyorum.

Sözlerime son verirken, bu projede emeği geçen herkese teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.