Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Sayın Bakanımızın Imzasıyla Yayınlanan Makalenin Metni , 24.06.2014

Türkiye ile Moğolistan arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 45. yıldönümü vesilesiyle Moğolistan’ın tirajı yüksek gazetelerinden “Onoodor"da Sayın Bakanımızın imzasıyla yayınlanan makalenin metni aşağıda sunulmaktadır.

TÜRK-MOĞOL DİPLOMATİK İLİŞKİLERİNDE 45 YIL:

KÖKLÜ GEÇMİŞTEN PARLAK GELECEĞE

Asya kıtasının güney batı ve kuzey doğusunda yer alan Türkiye ile Moğolistan’ın, kökleri tarihin derinliklerine uzanan ortaklığı mevcuttur. Türklerin Ata yurdu olarak kabul ettiğimiz bu dost ve kardeş ülkenin tarihte ilk Türk devletlerine ev sahipliği yapmış olması dolayısıyla bizler için her zaman ayrı bir yeri ve önemi olmuştur.

Türkiye ve Moğolistan, Büyük Cengiz İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi çok uluslu, çok kültürlü iki büyük cihan devletinin mirasçılarıdır. Türkler kültürel izlerini bıraktıkları bu topraklardan göç edip 1500 yıllık bir tarih yolculuğu sonunda yurt edindikleri Anadolu’da yaşamlarını sürdürürken, Moğollar yüzyıllar boyunca aynı topraklarda kimliklerini korumuşlardır.  

Türkler ve Moğollar’ın ortak bağlarından biri dildir. Türkçe ve Moğolca Ural-Altay dil grubunun Altay ailesine aittir. Bugünkü Moğolistan’ın ortasında bulunan çok sayıda nehir, göl, dağ adlarının Türkçe kökenli olduğu bilinmektedir. Örneğin, Altay, Alutay Türkçe isimlerdir. Hövsgöl’ün mavi su gölü, Baykal’ın ise zengin su gölü anlamında Türkçe adlar olduğu bilinmektedir. Dillerimizde çok sayıda ortak kelime vardır. Ayrıca, Türkiye’ye gittiğinizde sokakta birbirine Cengiz, Çağatay, Batuhan, Maral, Gültekin diye seslenen binlerce insan görebilirsiniz.

İki ülkenin tarihte yolları 20. yüzyılın başında bir kez daha kesişmiş; Türkiye ve Moğolistan milli bağımsızlık mücadelelerinin ardından 1920’lerin başında özgürlüklerine ve egemenliklerine kavuşmuştur. Takip eden 70 yıllık ayrılığın ardından tarih, bu defa evrensel değerler ekseninde bizleri buluşturmuştur. 70 yıl sonra yeniden kucaklaştık. Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hak ve özgürlüklerine saygı temelinde şekillenen bugünkü ortaklığımız BM’den NATO’ya AGİT’ten ŞİÖ’ye kadar uzanan geniş bir yelpazede başarıyla devam etmektedir.

Bundan 45 yıl önce diplomatik ilişkiler tesis ettiğimiz Moğolistan’ın, Türk dış politikasında özel yeri ve önceliği vardır. Hükümetimiz Moğolistan’la mevcut kapsamlı ilişkileri stratejik ortaklığa uzanacak bir hedef doğrultusunda çeşitlendirip derinleştirmeye kararlıdır. Moğolistan Türkiye’nin gerçek ortakları ve dostları arasında yer almaktadır. Türkiye’nin dost ve kardeş Moğolistan halkının ekonomik kalkınmasına, refahına ve esenliğine katkıda bulunmanın ötesinde herhangi bir gündemi yoktur, olamaz da. Memnuniyetle belirtmek isterim ki, Türkiye Moğolistan’ın dış politika konseptinde önemli yer tutan “üçüncü komşuluk” bağlamında ismen zikredilen altı ülkeden biridir. Bunun önemini biliyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Keza, sadece Türklerin ve Moğolların değil aynı zamanda insanlığın ortak mirası olan Orhun Yazıtları’na sahip çıkarak Orhun Vadisi’nin UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer almasını sağladığı için de Moğol hükümetine teşekkürü bir borç biliyoruz.

Ülkelerimiz arasındaki siyasi ilişkiler mükemmel seviyede olmakla birlikte, mevcut ekonomik ve ticari göstergelerin işbirliğimizin gerçek potansiyelini yansıtmadığının farkındayız. İki ülke arasındaki vize muafiyeti rejiminin Nisan ayının ortasından itibaren yürürlüğe girmesi ve Türk Hava Yolları’nın İstanbul – Ulanbator doğrudan seferlerinin Temmuz 2012’de başlamasından da yararlanarak Moğolistan’da Türk yatırımlarının artması ve ikili ticaretin daha da geliştirilmesi yönünde üzerimize düşen her türlü adımı atmaya kararlıyız.

İlişkilerimizin en önemli boyutlarından birini de eğitim alanındaki işbirliğimiz oluşturmaktadır. Türk üniversitelerinde okuyan ve sayıları 900’e yaklaşan Moğol öğrenciler iki ülke ilişkilerinin geleceğine umutla bakmamıza yardımcı olmaktadır. Bu öğrencilerin 340 kadarının eğitimlerini Türkiye burslarıyla sürdürüyor olmaları bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır.

İyi işleyen demokrasisi, güzel ve cezbedici coğrafyası, zengin kültürü ve son yıllardaki göz kamaştıran ekonomik büyüme eğilimiyle Moğolistan, Asya’da giderek bir cazibe merkezi haline gelmektedir. Moğolistan’ın her alanda kaydettiği ilerleme ve gelişmeden memnuniyet duyuyoruz. Moğol ekonomisinin madenciliğin yanı sıra tarım, hayvancılık, dericilik, turizm gibi alanlara teşmil edilmek suretiyle gün geçtikçe daha iyi seviyeye geleceğini değerlendiriyor ve karşılıklı yarara dayanan işbirliği yöntemleriyle bu sürece katkıda bulunmak istiyoruz.

Bir NATO ülkesi olan Türkiye, Moğolistan’ın İttifak’la yakın ilişkide olmasını, Afganistan, Irak, Çad ve Güney Sudan gibi dünyanın değişik coğrafyalarında BM ve NATO öncülüğündeki barışı destekleme harekâtlarına katkı vermesini memnuniyetle karşılamaktadır. Türkiye Moğolistan’ın AGİT’e 57. üye olarak kabul edilmesinden büyük memnuniyet duymuş, bu süreçte hep Moğolistan’ın yanında olmuştur. İki ülke diplomatları uluslararası platformlarda yakın eşgüdüm ve dayanışma içinde hareket etmekte olup, Türkiye ve Moğolistan birbirlerinin BM Güvenlik Konseyi geçici adaylıklarını karşılıklı olarak desteklemektedir.

Moğolistan’a geçen Mayıs ayında gerçekleştirmeyi arzu ettiğim, ancak Soma’daki maden faciası nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım ziyareti önümüzdeki aylarda düzenlemeyi umuyorum. Bu güzel ülkenin değişik yörelerini ziyaret etmek, zengin kültürü ve cesur insanıyla daha yakından buluşmak ve tanışmak, ve bu vesileyle, Ulanbator’un modern mimarisine katkı yapacağını düşündüğümüz ve şehrin nadide semtlerinden birinde inşa ettiğimiz Büyükelçilik resmi ikametgâh binasını resmen hizmete açmayı arzuluyorum.

Bu zengin ve güçlü potansiyeli olan arka plan temelinde, Türkiye ile Moğolistan’ın geleceklerinin parlak olduğuna inanıyorum. Kadim zamanlardan bu yana, fikri bir rumuz olarak kullanılan Moğol milli amblemi Soyombo’nun kenarlarındaki iki dikey dikdörtgen, nasıl ki kale duvarlarını simgeliyor ve iki insanın dostluğunun sağlamlığını temsil ediyorsa, Türk ve Moğol halklarının dostluğunun da o kadar sağlam olduğunu düşünüyor ve her geçen gün atılan yeni adımlarla daha da güçleneceğine inanıyorum.

Türk ve Moğol dostluğunun ebediyete kadar yaşaması temennisiyle kardeş Moğol halkını en iyi dileklerimle selamlıyorum.