Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Büyükelçi Murat Karagöz’ün 16 Eylül Tarih'nde Günlük “zuunii Medee” Gazetesinde Yayınlanan Mülakati , 16.09.2014

MURAT KARAGÖZ:

 MOĞOL HALKINI CESUR, MÜCADELECİ VE KARARLI OLARAK GÖRÜYORUM 
 

Moğolistan ve Türkiye Cumhuriyeti ortak köklü tarihi ve kültürel bağlara sahip olmakla birlikte iki ülke arasındaki ilişkiler çok eski tarihlere kadar gitmektedir. Bu yıl Moğolistan ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 45.yıldönümü kutlanmaktadır. Geçmişte kalan bu 45 yıl içinde iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar ilerlediği ve gelecekte ne gibi adımların atılması gerektiği konusunda Moğolistan nezdindeki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Murat Karagöz ile konuşma fırsatını bulduk.

 

Öncelikle teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum.Okuyucularımıza kendinizi tanıtır mısınız?

1967 yılında İstanbul’da doğdum. İlk, orta ve yükseköğrenimimi İstanbul’da tamamladım. Türkiye’nin en iyi liselerinden biri olan İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdim. 22 yaşında Dışişleri Bakanlığı sınavını kazanarak diplomat oldum. Türkiye’nin Sofya ve Vaşington Büyükelçilikleri ile NATO ve BM Daimi Temsilciliklerinde görev yaptım. Merkezde ise Cumhurbaşkanı Dışişleri Danışmanlığı, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Özel Müşavirliği ve Balkanlar Genel Müdür Yardımcılığı gibi görevlerde bulundum. Almanca, İngilizce ve orta seviyede Bulgarca biliyorum. 15 Kasım 2013’den bu yana Türkiye’nin Moğolistan nezdindeki Büyükelçisiyim.

 

Moğolistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler hangi alanda daha çok gelişmektedir?

Türkiye ve Moğolistan arasında köklü tarihi ve kültürel ilişkiler mevcuttur. Türk ve Moğol halkları birbirlerine dostluk ve kardeşlik bağlarıyla bağlıdır. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1969 yılında kurulmasından bu yana geçen 45 yıllık dönemde ilişkilerimiz hemen her alanda büyük gelişme kaydetmiştir. Halktan halka temaslar her geçen gün güçlenmekte olup, THY’nin 2012 yılında başlattığı İstanbul-Ulanbator doğrudan uçak seferleri ve geçtiğimiz Nisan ayında yürürlüğe giren vize muafiyeti rejimi bu alanda büyük rol oynamıştır. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz gelişme eğilimindedir. Eğitim ise ilişkilerimizin en güçlü boyutlarından birini oluşturmaktadır.

 

Hâlihazırda Moğolistan’da uygulanmakta olan Türkiye’nin yer aldığı proje ve yatırım konusunda bilgi verebilir misiniz?

Türk girişimcileri gün geçtikçe Moğolistan’a daha fazla ilgi göstermektedir. Konut inşaatı, altyapı ve enerji sektörlerindeki bazı projeleri bu kapsamda değerlendirmek mümkündür. Öyle zannediyorum ki, gelecek dönemde tarım, hayvancılık, dericilik ve turizm gibi sahalarda da Türk girişimcilerini Moğolistan’da görmek mümkün olabilecektir.

 

Türkiye ve Moğolistan arasındaki turizm ve sanat alanında ne gibi işbirlikleri mevcuttur?

Turizm, uzun yıllardır Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına ciddi katkı yapan sektörlerden biridir. Ülkemizi geçen yıl 35 milyon turist ziyaret etmiş olup, bu sektörden elde edilen gelir 32 milyar ABD Doları civarındadır. Türkiye, dünyanın en çok ziyaret edilen 6’ıncı ülkesidir. İstanbul ve Antalya yabancıların en çok tercih ettiği şehirler arasındadır. Tüm bu sebeplerle Türkiye, bu sektördeki tecrübe ve bilgi birikimini Moğolistan ile paylaşmayı arzu etmektedir. Moğolistan’ın 2015 yılında İTB’nin partner ülkesi olduğu düşünüldüğünde bu alandaki işbirliğinin daha da artacağını tahmin ediyorum.  

Diğer taraftan, sanat her iki ülkenin işbirliği yapabileceği büyük bir ortak paydayı oluşturmaktadır. Geçen 10 aylık dönem zarfında Moğolistan Kültür, Turizm ve Spor Bakanlığı, Yönetim Kurulu üyesi olduğum Moğolistan Sanat Konseyi ve sanat çevreleriyle işbirliği halinde bir dizi faaliyet gerçekleştirdik. Bunlar arasında, 17-22 Haziran tarihlerinde düzenlediğimiz Ulanbator Türk Kültür Günleri’ni özellikle belirtmeliyim.

 

Moğolistan vatandaşlarının vizesiz seyahat edebildikleri sayılı ülkeler arasında Türkiye yer almaktadır. Karşılıklı olarak vizenin kaldırılmasının iki ülke vatandaşlarının birbirlerini daha yakından tanımaları, tecrübe alışverişinde bulunmaları ve insandan insana temasların hızlandırılmasına katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Bu konuda Sizin görüşleriniz nedir?

Seyahat özgürlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Halktan halka temasların güçlendirilmesi, kültürlerin etkileşim halinde bulunması ve ekonomik ve ticari ilişkilerin canlandırılmasının önünde herhangi bir engel olmamalıdır. Bu noktadan hareketle, iki ülke vatandaşlarının birbirlerinin ülkelerine 30 güne kadarki seyahatlerinde vizeden muaf olmaları ve iki ülke arasında THY seferlerinin başlamış olması hayati önemi haiz gelişmelerdir. Bu bağlamda, belirttiğiniz hususları tamamen paylaşıyorum.

 

Sanat alanıyla ilgili soru sormak istiyorum. Göktürk Kağanlığına ait tarihi eserler Moğolistan’da yaygın bulunmaktadır. Moğolistan topraklarından bulunan tarihi eserlerle bir müzenin kurulacağını duymuştum. Bu konu hakkında bilgi verebilir misiniz?  

Bugünkü Moğolistan, tarihte ilk Türk devletlerinin kuruldukları toprakları bünyesinde barındırmaktadır. Bunlar arasında Göktürk Devleti ayrı bir önem taşımaktadır. Moğolistan’ın değişik bölgelerinde Göktürk dönemine ait 200 civarında yazıt, taş, anıt mezar bulunduğu sanılmaktadır. Bunlar içinde tarihte ilk “Türk” isminin geçtiği Orhun yazıtları, özel bir önem arzetmektedir. Bunlardan Bilge Kağan ve Kültigin yazıtları Karakurum bölgesinde, Bilge Tonyukuk yazıtları ise Nalaikh bölgesinde yer almaktadır. Tarihi başkent Karakurum’a 46 kilometre mesafede yer alan Bilge Kağan ve Kültigin yazıtları 2008 yılında TİKA tarafından Khushuu Tsaidam’da kurulan müzede koruma altında bulunmaktadırlar. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Tonyukuk yazıtlarını da benzer şekilde bir müze içinde korumaya almayı arzu etmektedir. Öte yandan, Khushuu Tsaidam müzesini Karakurum’a bağlayan 46 kilometrelik Bilge Kağan karayolu TİKA tarafından inşa ettirilmiştir. Benzer şekilde, keza TİKA tarafından yaptırılan ve Tonyukuk yazıtlarını Bayanzurkh Belediyesinin Nalaikh bölgesi yoluna bağlayacak 11 kilometrelik Bilge Tonyukuk karayolu ise, önümüzdeki aylarda tamamlanacaktır.

 

Türk ve Moğollar aynı kökten gelen tarihi bağları olan halktır. Moğolistan ve Moğol halkı hakkında ne gibi görüşlere sahipsiniz?

Sizin de belirttiğiniz gibi, Türkler ve Moğolların kökü aynıdır. Yüzyıllar öncesine uzanan ortak yaşam kültürü dikkate alındığında, şahsen, kim Moğol kim Türk diye zorlama ayırımlara gidilmesini anlamlı bulmuyorum. Önemli olan çok uluslu, çok kültürlü cihan imparatorluklarının mirasçısı olan Türk ve Moğol halklarının yüzyıllar ötesine uzanan dostluk ve kardeşlik bağlarıdır. İki ülke halklarının ortak olduğu kadar benzemeyen yönleri de vardır. Bizi yakınlaştıran unsurların ise en önemlisi dildir. Türkçe ve Moğolca Ural-Altay dil grubunun Altay ailesine mensuptur.

 

Yaklaşık 10 aydır bu ülkede yaşayan bir diplomat olarak, Moğolistan’ın çok zengin bir tarih ve kültür birikimine ve eşi benzeri bulunmayan doğal güzelliklere sahip olduğunu düşünüyorum. Moğol halkını ise, cesur, mücadeleci, kararlı ve Türklere dost bir halk olarak görüyorum.

 

Moğolistan’ın iklimine alışıyor musunuz?     

Samimiyetle ifade etmeliyim ki, Moğolistan, dünyanın en ağır iklim koşullarından birine sahip bir ülkedir. Dünyanın en soğuk başkentinde yaşamanın zorluğunu, ama bu zorluğu Moğol halkıyla paylaşmanın güzelliğini hissettiğimi itiraf etmeliyim.

 

Futbolu sevdiğinizi ve bir futbol fanatı olduğunuzu duymuştum. Dünya Futbol Şampiyonasında hangi takımı tutmuştunuz? Boş zamanlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?Hobiniz nedir?

Bir futbol tutkunu olduğum doğrudur. Futbol, küçük yaşlardan beri çok zevk aldığım ve severek oynadığım bir spordur. 2002 yılında Futbol Dünya Şampiyonası’nda dünya üçüncüsü olan bir ülkenin Büyükelçisi olarak bu yılki dünya kupasında da Türkiye’yi görmek isterdim. Öte yandan, birçok futbol tutkunu gibi benim de Brezilya’yı zevkle izlediğimi, bununla birlikte, Almanya’nın oynadığı mükemmel futbolla bu yılki dünya kupasını almayı hak ettiğini söylemeliyim.

 

Moğolistan’da boş zamanlarımda en fazla müze ve sanat galerilerini gezmek, Ulanbator’un sokaklarında dolaşmak ve yüz yüze ve sosyal medya vasıtasıyla Moğol halkıyla biraraya gelmekten büyük keyif alıyorum.  
 

Hobilerim arasında seyahat etmek, Türkiye hakkında konuşmak ve kitap okumak başta gelmektedir.

 

İki ülke arasındaki eğitim sektöründeki işbirliği hakkında bilgi verir misiniz? 

Türkiye ile Moğolistan arasındaki ilişkilerin en önemli boyutlarından birini eğitim alanındaki işbirliği oluşturmaktadır. Moğol öğrenciler 1990’lı yılların başından bu yana Türkiye’de yükseköğrenim görmektedirler. Hâlihazırda, 900 civarında Moğol öğrenci Türk üniversitelerinde eğitim almaktadırlar. Bunların 350 kadarı bu eğitimlerini Hükümetimizin sağladığı burslarla sürdürmektedir. 2014-2015 akademik yılında lisans ve lisansüstü seviyelerde toplam 45 Moğol öğrenci Türkiye Burslarından yararlanacaktır.

 

Türkiye bu yıl Cumhurbaşkanını hak oylaması ile seçmiştir. Seçim sonucunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, 1923 yılında Cumhuriyet idaresini benimsemiş olup, 1950 yılından bu yana çok partili siyasi hayata sahiptir. Geçmişte Cumhurbaşkanları TBBM tarafından seçiliyor iken, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle bu yıl ilk kez halkoyuyla seçilmiştir. 2002 yılından bu yana Başbakan olarak görev yapan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 10 Ağustos 2014 tarihinde düzenlenen seçimlerde


%52 oy alarak Cumhurbaşkanlığı makamına seçilmiş ve 28 Ağustos 2014 tarihinde görevine resmen başlamıştır. Kendisinden boşalan Başbakanlık makamına Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu getirilmiş; Sayın Davutoğlu’nun kurduğu 62. T.C. Hükümeti de 6 Eylül 2014 tarihinde Parlamentodan güvenoyu alarak görevine başlamıştır. Çok kısa süre içinde gerçekleşen Türk siyasi liderliğindeki bu değişim sürecini demokrasinin başarısı olarak değerlendirmek doğru olacaktır.   
 

 

Türkiye’nin yönetim biçimi nedir?

Türkiye, parlamenter sistemle yönetilen, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik, laik ve sosyal bir devlettir.  

 

İki ülke arasındaki ticaret ve ekonomik ilişkileri 1992 yılından hızla gelişmeye başlamıştır. Türkiye’de ekonomi ile ilgili hangi alan daha çok gelişmektedir?Türkiye’nin bu süreçte izlediği gelişme yönteminin aynı zamanda Moğolistan’da hayata geçirilmesi mümkün müdür?

Türkiye Avrasya’nın kalbinde stratejik konuma sahip bir ülkedir. Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarıyla çevrelenmiştir. Bu coğrafyalarla olan kültürel ve tarihi derinliği Türkiye’yi özgün kılmaktadır. Bu da, yakın coğrafya ile ekonomik ortaklıkların geliştirilmesi için önemli bir imkân sunar.

 

Avrupa’nın 6’ncı, dünyanın 16’nci büyük ekonomisine sahip Türkiye, G20 üyesidir. Son 10 yılda sergilediği istikrarlı büyüme ile göz kamaştıran bir performans sergilemiştir. Sağduyulu makroekonomik stratejiler, akılcı mali ve para politikaları ve hayata geçilen yapısal reformlar yüksek büyüme oranlarını getirmiş ve ekonomiye olan güveni artırmıştır.

 

Türkiye, inşaat, bankacılık, otomotiv ve tekstil gibi alanlarda başarı kaydetmiş bir ülkedir. Dünyanın en büyük 235 inşaat şirketinden 33 tanesi Türk’tür. Türk girişimcileri Avrasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Asya ülkelerinde önemli inşaat projelerini hayata geçirmektedir.

 

Tabiatıyla, her ülke kendi ideal kalkınma planını hayata geçirir. Nüfus yapısı, coğrafi konumu, iklim özellikleri gibi koşullar Moğolistan’ı Türkiye’den farklı kılmaktadır. Bununla birlikte, ekonominin tarım ve hayvancılık gibi geleneksel sektörleri bakımından Türkiye’nin Moğolistan’a örnek teşkil edebileceğini düşünüyorum.

 

İki ülke arasındaki ilgili Bakanlıklar, kurum ve özel şirketleri arasındaki işbirliği hangi düzeyde izlenmektedir?

Türkiye ile Moğolistan arasında 1992 yılında kurulmuş Hükümetlerarası Komisyon iki yılda bir toplanmaktadır. Geçtiğimiz yıl Mart ayında Ankara’da 7’ncisi düzenlenen bu Ortak Komisyon toplantılarında ikili ticari ve ekonomik ilişkiler, sınai ve tarımsal işbirliği, teknik işbirliği, enerji ve madencilik, çevre, su idaresi, sivil havacılık, kara ulaştırması ve sosyal güvenlik gibi konu başlıkları ele alınmaktadır.  

Bu Komisyona Türk tarafından Sayın Başbakan Yardımcımız, Moğolistan tarafından ise Moğolistan Savunma Bakanı başkanlık etmektedir.    
    

 

Bu ay içinde Türkiye Milli Savunma Bakanı’nın Moğolistan’ı ziyaret edeceğini duymuştum. Bu ziyaretin amacı nedir?

Milli Savunma Bakanı Sayın İsmet Yılmaz, Moğolistan Savunma Bakanı ve Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu Eş Başkanı Sayın Bat-Erdene’nin davetine icabetle ay sonunda Moğolistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bu ziyaretin iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 45. Yıldönümünde gerçekleşiyor olması ayrı bir önem taşımaktadır. Ziyaret sırasında sadece savunma konularının değil, iki ülkeyi ilgilendiren bütün gündem maddelerinin ve bölgesel ve uluslararası gelişmelerin ele alınması beklenmektedir.

 

Haber kaynağı: “Zuunii medee” gazetesi

Sayfa başlığı: “Büyükelçi konuşuyor”

Sayı No: 215 (4842)

Tarih: 16 Eylül 2014

Sayfa No: A1, 7

 


İlgili Dosyalar :

- Diplomat41.jpg

- 2R3A2749.jpg