Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Sayın Bakanımızın, Ayn El Arap/kobani'deki Durum Bağlamında, Suriye'deki Son Gelişmelere Ilişkin Olarak 20 Ekim'de Basın Mensupları Tarafından Yöneltilen Soruya Yanıtı , 22.10.2014

Değerli Basın Mensupları,  

Bildiğiniz gibi Kobani halkı bugün Türkiye’dedir. Ülkemiz Türkiye’ye sığınmak isteyen tüm Kobanilileri sınırı açıp, bağrına basmıştır. Kobani’nin düşmesini hiçbir şekilde arzu etmeyiz. Bunu önlemek için baştan beri tüm imkanlarımızı seferber ettik. Kobani’ye yönelik elden gelen insani yardımı sağladık. Angajman kurallarımızı hassasiyetle uyguladık ve Kobani için Koalisyon ile tam bir işbirliği içinde hareket ettik. 

ABD’nin Kobani’yi savunan tüm  güçlere havadan atarak ulastırdığını açıkladığı Iraklı Kürt kardeşlerimiz tarafından sağlanan askeri ve tıbbi malzeme yardımını da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Kobani’de IŞİD’e karşı PYD'nin de aralarında bulundugu savaşan yerel muhalif grupların sayısı 7-8 kadardır.  Suvvar Rakka, Fecr ül Hürriye, Suvvar Cerablus, Doğu Tevhid Tugayı’nın aralarında yer aldığı, Suriyeli muhaliflerden oluşan bu gruplar, Burkan el Fırat adlı bir ortak karargah kurmuştur. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi de "Kobani'ye yardim icin Turkiye ve ABD ile temas halindeyiz" açıklaması yapmıştır. Esasen biz de  Peşmerge güçlerinin destek için Kobani’ye geçişlerine yardımcı olacağız. Tabiatıyla Kobani sakinlerinin tekrar kentlerine dönüp daha önce olduğu gibi huzur ve güvenlik içinde yaşamalarını teminen Kobani'nin kurtulmasına dönük  çabalara katkımızı ve ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz.  

Tabii ki, burada  dikkat edilmesi gereken bazı hususlar da bulunmaktadır. Hep söyleyegeldiğimiz üzere halen PYD’nin gündemi ve Suriye'nin geleceğine dair görüşleri, demokratik bütünlüğünü koruyan bir Suriye için mücadele eden ılımlı Suriye muhalefeti ile uyumlu değildir. PYD maalesef IŞİD gibi belirli bir alana hükmetme mücadelesi içindedir ve birlik ve bütünlüğü sağlam demokratik ve özgür bir Suriye hedefinden uzaktır. PYD tutumunu değiştirmediği takdirde ne Türkiye'nin ne ÖSO'nun güven ve desteğini kazanamaz. 

IŞİD’le mücadelede sorunun kaynağına inilmesi ve bugüne kadar yüzbinlerce Suriyelinin ölümünden sorumlu olan rejimin gerçek bir siyasi değişim neticesinde  yerini Cenevre mutabakatı uyarınca oluşturulacak ve Suriye halkının tümünü kapsayacak temsili bir hükümete bırakmasını sağlamaya yönelik adımlar atılması bizim için daima öncelik taşıyacaktır. Esasen bugün hem rejimle hem de IŞİD tehdidiyle mücadele eden tek unsur Suriyeli muhalif güçlerdir. Bu bakımdan IŞİD’le mücadele çerçevesinde ılımlı muhalefetin desteklenmesini teminen ilgili taraflarla temaslarımız ve çalışmalarımız sürmektedir.