Türkiye Cumhuriyeti

Ulanbator Büyükelçiliği

Büyükelçilik Duyurusu

Moğolistan’ın Haber Sitelerinden Olan “ikon.mm” In Büyükelçi Murat Karagöz Ile Yatığı Mülakat: , 25.04.2015

1.Ortak tarih ve kültürel bağlara sahip Moğolistan ve Türkiye arasındaki ilişkiler günümüzde ne düzeydedir?

Türkiye ve Moğolistan arasındaki dostluk, günümüzden yaklaşık 1300 yıl öncesine uzanmaktadır. Köklü tarihi ve kültürel bağlara ilave olarak kullandığımız dil bizi birbirimize yakınlaştıran unsurlar arasındadır. Türkler ve Moğollar arasındaki dostluk bugün demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlüklerine saygı ve serbest piyasa ekonomisi gibi evrensel değerler etrafında şekillenmektedir.

Moğolistan Türkiye’yi “üçüncü komşu”su olarak değerlendirirken, Türkiye Moğolistan’ı geniş Avrasya coğrafyasında yakın bir dost, güvenilir işbirliği ortağı olarak mütalaa etmektedir.

 

2.Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı 46 yıl sonra Moğolistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Ziyaret esnasında Türk tarafı Karakurum Havaalanı’nın yenilenmesi ve Orkhun bölgesinde bir turist kampının kurulması projelerine yatırım yapmak istediğini belirtmiştir. Türkiye bu konularda ne gibi girişimde bulunmaktadır?

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu’nun 11-13 Nisan 2015 tarihlerinde Moğolistan’a gerçekleştirdiği ziyaret tarihi öneme sahiptir. Türk Dışişleri Bakanı iki ülke diplomasi ilişkileri tarihinde Moğolistan’ı bu seviyede ziyaret eden ilk Türk yetkili olmuştur.

Ziyaret sırasında iki ülke Dışişleri Bakanlıkları diplomasi akademileri arasında Mutabakat Muhtırası imzalanmış; ilişkilerin kapsamlı ortaklık seviyesinden stratejik ortaklığa yükseltilmesinin önemi vurgulanmış; mevcut mekanizmaların iyi işletilmesi suretiyle ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi kararlaştırılmış; TİKA’nın kalkınma yardımlarının devam etmesi yönünde irade sergilenmiş; Türkiye’nin bilhassa turizm alanında Moğolistan ile bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunması kararlaştırılmıştır.

Bu son hususla ilgili olarak,  Türk tarihi açısından da büyük önem taşıyan Karakurum şehrinin altyapısının yenilenmesi ve turizm potansiyelinin yükseltilmesi hususunda çeşitli işbirliği projeleri üzerinde görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Sonbahar aylarında Ulanbator’da düzenlenecek “Karma Ekonomik Komisyonu 8.Dönem Toplantısı”nda bu alanlarda ne gibi somut adımlar atılabileceği karara bağlanabilecektir.

 

3.  Ziyaret esnasında, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ile Moğolistan Dışişleri Bakanlığı arasında Diplomasi Eğitimine, Bilgi ve Belgelerin Değişimine İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Bahsekonu mutabakat zaptı çerçevesinde ne gibi çalışmalar yapılacaktır? Şu an Moğolistan’dan 16 genç diplomat Türkiye’de eğitim görmektedir. Bu öğrencilerin sayısı sözkonusu mutabakat zaptı gereğince artacak mıdır?

     Yukarıda sözünü ettiğim Mutabakat Zaptı ile iki ülke Dışişleri Bakanlıklarının, diplomasi alanında eğitim ile diplomatik ilişkilerin ve siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda uluslararası ilişkilerin yürütülmesi bakımından gerekli olan uluslararası hukuk, diplomasi hukuku ve diğer akademik disiplinlerde bilgi değişimi öngörülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Diplomasi Akademisi Başkanlığı bünyesinde bugüne kadar Moğolistan’dan 16 genç diplomata eğitim verilmiştir. Önümüzdeki dönemde bu sayının artması mümkün görülmektedir.




  1. 4.    
    T.C. Dışişleri Bakanı Moğolistan’ı ziyaret ederken iki ülke arasındaki ticaret ve ekonomi ilişkilerin gerçek potansiyeli yansıtmadığını belirtmiştir. Dolaysıyla, bu alanı geliştirmek için ne gibi çalışmalara öncelik verilmelidir? Yanılmıyorsam, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 250 milyon ABD Dolarına kadar büyüme kapasitesi var diye duymuştum?

Türk Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu ve Moğol karşıtı Purevsuren ziyaret sırasında gerçekleştirdikleri çeşitli görüşmelerde, ilişkilerin ekonomik ve ticari boyutunun gerçek potansiyeli yansıtmadığı tespitinde bulunmuşlardır. 


Sayın Bakanlar iki yıl önce ortaya konan 250 milyon ABD Dolarlık hedefi teyit etmişlerdir.

     Moğol Hükümeti Türk girişimcileri Moğol pazarına daha fazla yatırımda bulunmaya davet etmiştir. 

                Görüşmelerde tarım, hayvancılık, inşaat, dericilik, madencilik ve turizm potansiyel işbirliği sahaları olarak ortaya çıkmıştır. Sayın Bakanlar ayrıca KEK ve buna bağlı alt çalışma gruplarının düzenli biçimde toplanması hususunda mutabık kalmışlardır.

 

5. Türkiye bu sene “G-20” Dönem Başkanlığı’nı üstlenmektedir. Zirveye başkanlık etmenin Türkiye’ye olan avantajları nelerdir?

   G-20 dünyanın en gelişmiş ekonomilerini buluşturan bir grup olup, Türkiye Aralık 2014’te G-20 dönem başkanlığını üstlenmiştir. Bir sonraki zirve, Kasım 2015’te Antalya’da toplanacaktır.

G-20, dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ekonomisinin %85’ini ve küresel ticaretin %75’ini temsil etmektedir. Grubun temel önceliği büyümenin güçlü, sürdürülebilir ve dengeli kılınmasıdır. Bu amaçla değişik başlıklar altında çalışmalar yürütülmektedir.

Türkiye’nin dönem başkanlığında bu çalışmaları yatay manada kesen iki konuya öncelik verilmektedir. Bunlardan birincisi, G-20’nin Kalkınmakta Olan Düşük Gelirli Ülkelere (LİDS) yönelik perspektifinin güçlendirilmesi, diğeri ise Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (SME) küresel ekonomi ile entegrasyonunun güçlendirilmesidir. Sözünü ettiğim bu iki öncelik Moğolistan’ı doğrudan etkilemektedir.

6. Türk halkı atalarının ana toprağı olan Moğolistan’ı ziyaret etmek istiyorlar. Bu doğrultuda, iki ülke arasındaki turizm trafiğinin artırılması için ne gibi adım atmalıyızdır?

Türkiye ile dost ve kardeş Moğolistan arasında siyasi, ekonomik, askeri, kültürel ilişkilerin geliştirilmesi kadar halktan halka temasların güçlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Son dönemde atılan en önemli adımlar arasında, vizesiz seyahat rejiminin hayata geçirilmesini ve THY’nin İstanbul-Ulanbator uçak seferlerini başlatmasını göstermek mümkündür. Bu adımlar sayesinde turizm hareketliliği nispeten ivme kazanmış olmakla birlikte, henüz arzu edilen seviyede değildir. Geçen yıl Moğolistan’ı 450 bin, Türkiye’yi ise 38 milyon yabancı turistin ziyaret ettiği dikkate alındığında bu alanda daha katedilecek epey mesafe olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu konuda iki ülke Hükümetlerine, tur operatörlerine, medya kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine ve vatandaşlara düşen önemli sorumluluklar bulunmaktadır.

7. 2012 yılında Ulanbator-İstanbul güzergâhında doğrudan uçuş seferlerine başlayan THY, haftada ancak 3 sefer gerçekleştirebilmektedir. Uçuş seferleri ileride nasıl artırılabilecektir?

Moğolistan tarafından getirilen sınırlama nedeniyle THY İstanbul’dan Ulanbator’a haftada sadece üç kez sefer düzenleyebilmektedir. İki ülke ekonomik ve ticarei ilişkilerinin canlandırılması, yatırımların artması, turizmin güç kazanması bakımından Moğolistan makamlarından sivil havacılık alanında gerekli açılımı hayata geçirmelerini bekliyoruz. Moğolistan’ın gelecek vadeden turizm sektöründe arzu ettiği noktaya gelebilmesi, kısıtlayıcı tedbirleri kaldırmasıyla mümkün olabilecektir.

8. Papa Fransuva’nın geçtiğimiz günlerde Türkiye’yi soykırım ile itham eden konuşması ve Avrupa Parlamentosu’nun bu konuda kabul ettiği karara Türk Hükümeti sert tepki gösterdi. Türkiye’nin bu konuya bakışı hakkında bizi aydınlatabilir misiniz?


Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında, asırlardır barış ve kardeşlik içinde birarada yaşamış olan farklı etnik ve dini kökenden pek çok Osmanlı vatandaşı, hâlihazırda derin izler bırakan büyük acılar yaşamışlardır.

I. Dünya Savaşı koşullarında bu acıları yaşayan farklı etnik ve dini kökene mensup halkların torunları olarak yaşananları anlıyor ve hayatlarını kaybeden masum Osmanlı Ermenilerini saygı ile anıyor, torunlarına taziyelerimizi sunuyoruz.

Öte yandan 100 yıl önce Türk ve Müslüman Osmanlı vatandaşlarının maruz kaldığı sürgün ve katliamların derin izlerini de bugün hafızalarımızda taşıyoruz. Aynı şekilde onları da rahmetle anıyoruz.

100 yıl önce yaşanan bu acı hadiselerin sorumluluğunu genellemeler yoluyla sadece Türk milletine yüklemek, hatta bunu bir nefret söylemiyle birleştirmek vicdanen ve hukuken poblemli bir yaklaşım olacaktır.

Bu noktadan hareketle, Papa Fransuva’nın tarihi ve hukuki gerçekleri çarpıtan açıklamalarını reddediyoruz. Papa Fransuva, beyanlarıyla çekilen acılar arasında ayrımcılık yapmış; tarihin aynı döneminde hayatını kaybeden Türk ve Müslüman halklarının uğradığı mezalimi görmezden gelmiştir.

Burada tarihin siyasete alet edildiğini görüyoruz. Bundan üzüntü duyuyoruz. Öte yandan soykırım, hukuki bir kavramdır. Hukukun koşullarını yerine getirmeyen iddialar, her ne gerekçeyle açıklanmaya çalışılırsa çalışılsın, iftiradan ibarettir.

Papa Fransuva bu sözleriyle maalesef gelecek nesillere dostluk ve barış mirası bırakmak yerine, tarihten husumet çıkarmakta inat eden Ermeni anlatısının etkisinde kaldığını göstermiştir.

Benzer şekilde, Avrupa Parlamentosu da 1915 olayları konusunda tarih yazmaya heveslenmiştir. Uluslararası hukukla bağdaşmayan ve yetki alanını aşan vahim bir hata yapmıştır. Türkiye, tarih ve hukuku adeta katleden bu metni reddetmiştir. Avrupa Parlamentosu’nun 1915 olayları konusunda sergilediği bu tek yanlı ve seçici yaklaşımı da üzüntüyle karşılıyoruz.

9. Moğolistan’da geçici olarak bulunan Türkler ülkemizi nasıl bulmaktadırlar. Moğolistan’dayken karşı karşıya kaldıkları başlıca sorunlar nelerdir?

   Moğolistan ve Moğol halkı, ortak paydalarımızın farklılıklarımızdan daha fazla olduğu bir dost, kardeş ülke ve halktır. Hâlihazırda Moğolistan’da 250 civarında Türk vatandaşı yaşamaktadır. İstatistikler, geçtiğimiz yıl 5000 civarında Türk vatandaşının Moğolistan’ı ziyaret ettiğini ortaya koymaktadır. Ben, Moğolistan’ı ziyaret eden vatandaşlarımızla biraraya gelmeye özen gösteren bir Büyükelçiyim. Kendileriyle oturup konuştuğumda Moğol halkının dostluğu ve yakınlığı, Moğolistan’ın doğal güzellikleri ve kültürel zenginliği hakkında olumlu sözler işitmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Moğolistan’ı turist olarak ziyaret eden vatandaşlarımızın şikâyetçi oldukları konular daha ziyade ulaşım ve konaklanmaya dair altyapı eksiklikleri ile hizmet sektöründeki bazı noksanlar üzerine odaklanmaktadır. Şahsen bunların ortak irade ve azimli çalışmayla aşılabileceğine inanıyorum.

10. 24 Nisan 2015 tarihinde Çanakkale Savaşı’nın 100.yıldönümü kutlanacaktır. Bu tarihi günü Türk halkı nasıl değerlendireceklerdir?           

100 yıl önce dünya tarihinde daha önce eşi görülmemiş büyüklükte bir savaş yaşanmıştır. 
Bu savaş Türkiye dâhil tüm dünyada pek çok milletin kaderini değiştirmiştir.

I.Dünya Savaşının çeşitli muharebeleri arasında 1915 tarihli Çanakkale Kara Savaşları, Türkiye için olduğu kadar bu cephede savaşan diğer ülkeler için ayrı bir önem ve anlam ifade etmektedir.

Çanakkale Kara Savaşları dünyanın iki ucunda yer alan, birbirlerini hiç tanımayan Türk askeri ile Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden oluşan Anzak Ordusunu karşı karşıya getirmiştir. Tarihin bu en trajik çatışmalarında çok kan dökülmüştür. Gerek Türk gerek Anzak Orduları cesaret, kendine güven ve kahramanlığın en büyük örneklerini sergilemişlerdir. Ateşkes dönemlerinde birbirlerine yakın cepheler arasında sigara ve konserve teati etmişler; ölülerini birlikte gömmüşler, sonra yeniden savaşmışlardır. Çanakkale Savaşları dünya tarihine “Mertlerin Savaşı” olarak geçmiştir.

Türkiye’de düzenlenecek geniş çaplı etkinliklerde Moğolistan’ı İnşaat ve Kentsel Kalkınma Bakanı Tsogtbaatar’ın temsil edecek olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca bu anlamlı günde Büyükelçiliğimiz de çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacaktır.